Çok Kapılı Bir Han: Beynimizin Duygusal Hayatı

Uzun zamanlardan beri, IQ’nın öneminden ve bizi nasıl “başarıya” ulaştırdığından bahsediyoruz. Fakat bir noktada IQ’nın tek başına yeterli olmayacağı fark edilmiş olmalı ki, duygusal zekayı ifade eden EQ gündeme geldi ve hem zeka hem de duygularla ilgili görüşler çeşitlenmeye başladı.

Birçok farklı bileşeni olan duygu dediğimiz şeyin hiç bilmediğimiz boyutları olabilir mi? 100 milyar hücresi olduğu öne sürülen beyin dediğimiz karmaşık yapı, bu konuda da çeşitliliğini koruyarak duygularımızla ilgili birkaç stili ortaya koyuyor:

Bakış Açısı Boyutu

Herhangi bir olay yaşadığımızda hepimizin buna vereceği tepkiler birbirinden farklıdır ve verdiğimiz tepki ne yaşandığından ziyade o olay karşısındaki tutumumuzla, yani bakış açımızla daha çok ilgilidir. Bu noktada bakış açısı, olumlu ve olumsuz tipler olmak üzere ikiye ayrılır:
Olumlu tipler “patolojik iyimser” diyebileceğimiz ve her durumun pozitif yönüne odaklanan kişilerdir. Olumsuz tipler de adından da anlaşılacağı üzere “baktığım çiçek solar” şeklinde bir bakış açısına sahip olup, kötü senaryoyu yazmaya daha fazla meyli olan kişilerdir.

Sosyal Sezgi Boyutu

Sosyal sezgi boyutunun, ‘kafası karışık ve sezgisi güçlü’ olmak üzere iki farklı tipi vardır. “Kafası karışık” diye tanımlanan ve duyguları okuma konusunda kör noktada olan kişiler, örneğin siz telaşla arabanıza ilerlerken ve bir yere yetişmeye çalıştığınızı söylerken size bir şeyler anlatmaya ve oyalamaya devam eden insanlardır. Sizin açınızdan durum oldukça açık olsa da, duygularla ilgili kör noktada bulunan bu kişiler sizin o anki telaşınızı gerçekten göremez ve sizinle konuşmaya devam ederler. Çoğunlukla sosyal işaretleri okumada güçlük yaşayan insanların otizm spektrumunda yer alan insanlar olduğu düşünülse de klinik tanısı olmayan kişiler de sosyal açıdan kör ve sağır olabilirler. 

Diğer bir uçta bulunan ve “sezgisi güçlü” olarak adlandırılan bireyler başkalarının zihinlerinde yürüdüklerini iddia edebilecek kadar gelişmiş bir sezgiye sahiptirler ve adı üstünde bu bir “sezi” olduğundan; açıklayamadıkları duygu, düşünce ve davranışları bir kitabı okur gibi okuyabilirler. Genellikle sözsüz ipuçlarından yola çıkarak fikir yürüten bu kişiler, birinin bir konu hakkında ne zaman konuşmak istediğini, bir yerde otururken ne zaman kalkmak istediğini anlayabilirler ve “ayıp olmasın” diye dile getirilmeyen düşünceleri öngörebilmek gibi esrarengiz denilebilecek; yüzyıllar önce “basiret” ve “feraset” olarak adlandırılan birtakım becerilere sahip kişilerdir. Bu konuyla ilgili bir diğer yaklaşım da 20.yy’da ortaya atılan Zihin Kuramı‘dır. Zihin Kuramı; başkalarının duygu, düşünce, inanç ve niyetlerini anlayabilmeyi ifade eder. Yalnızca insanlarda değil, atlar gibi sosyal becerisi gelişmiş olan hayvanlarda da bu gibi duygusal okumalar görülebilir ve hayvan destekli terapilerde bu canlılardan yararlanılır.

Dikkat Boyutu

Konsantre olmak çoğunlukla bilişsel yeteneğin bir bileşeni olarak düşünülür. Bu sebeple dikkati, duygusal stilin bir boyutu olarak ele almak ilginç görünebilir. Fakat bu yazının ilham kaynağı olan Richard Davidson, dikkat boyutunun da odaklanmış/odaklanamamış olmak üzere ikiye ayrıldığını öne sürüyor.  Davidson’ın dikkat boyutundaki odaklanmış kişileri; zihni toparlamak için çaba sarf edildiğinde, odaklanmamış kişilere kıyasla daha kolay yapabilmeleri olarak değerlendirebiliriz. 

Hangisine meyilli olduğumuzu anlayabilmek için dikkatle ilgili kendisinin yönelttiği iki soru, bir içgörü kazanabilmemiz için etkili olacaktır. İlki, “Duygusal bakımdan dikkat dağıtıcı şeyleri bir kenara bırakıp dikkatinizi toplu tutabiliyor musunuz?” İkincisi, “Düşünceleriniz elinizdeki görevden kayıp arkadaşınızla aranızdaki bir soruna veya yarınki doktor randevunuza mı gidiyor?” Soruların cevabı ne olursa olsun, giderek odak ve dikkatimizin doğal süreçlerden daha dağınık bir noktada olduğunu düşünürsek, bu konuda atılan yapıcı adımlar, yaşadığımız birçok bilişsel sorun için çözüm sunacaktır.

Duygular en başta da temas ettiğimiz gibi çok fazla bileşeni kapsar ve öngörülenden daha karmaşıktır. Bu nedenle, hayatımızda belirleyici rol oynayan duyguları anlama konusunda, Richard Davidson’ın geliştirdiği 5 boyutu birçok bileşenden yalnızca biri olarak görmek; yalnızca doğanın değil insanın da “kaotik düzenini” bütünsel değerlendirmede bir aracı olacaktır.

Kaynak: Richard J. Davidson-Beyninizin Duygusal Hayatı

ilk Yayın: Mart, 2024 – AçıkBeyin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pioner Ajans tarafından tasarlandı.