İlk psikoloji laboratuvarının kurulduğu ve psikolojinin deneysel bir perspektiften ele alındığı 1879 senesi, aynı zamanda modern psikolojinin de başlangıcı olarak kabul edilmektedir. O tarihten günümüze kadar da psikoloji alanı, felsefi bir spekülasyonun dışına çıkarılıp bir disiplin haline getirilmiştir. Fakat bunun yapıldığı yıllarda; psikoloji daha çok ruhsal sorunlar, hastalıklar ve ilaçlar üzerinden değerlendirildiği için sağlıklı bireyler ve bu bireylerin yaşam kalitesini kendi potansiyelini açığa çıkararak artırmak gibi konular arka plana atılmıştır. Sonrasında, bu açık fark edilmiş olacak ki 20.yy’ın sonlarına doğru koçluk kavramı kişiyi bulunduğu yerden olmak istediği yere taşımakla ilgili bir misyon edinerek bireysel ve kurumsal hayata giriş yapmıştır. Fakat ilerleyen süreçlerde koç, mentör, danışman, terapist ve psikiyatr gibi çeşitli alanların sınırları belirsizleşmeye başlamıştır. Dahası, bunu suistimal etmeye meyyal kişiler bu belirsizleşmeyi fırsat bilerek mesleki yeterliliği olmadığı alanlara müdahale etmişlerdir. Bu nedenle bu yazıda, kendi mesleki gözlemlerimden yola çıkarak bir koç ne yapar, çalıştığı alanlar nedir ve terapi ile farkı nelerdir gibi konuları ele alacağız.
Koçluğun Çalışma Alanları ve Terapi ile Farkları
Koç dediğimiz kişi aslında, International Coaching Federation’dan (ICF) akredite eğitimini almış, süpervizyon eşliğinde çalışmış, uzun ve oldukça meşakkatli bir süreçten geçerek “profesyonel koç” olmaya hak kazanmış kişidir. Koçlar; 21.yy’ın sürekli değişen, karmaşık ve belirsiz gündeminde kendine yer bulma, işe yarar strateji ve hedefler doğrultusunda geleceğini inşa etme, kişinin gelecekte kendini görmek istediği yere içsel ve dışsal hangi kaynaklara başvurarak ulaşabileceği gibi konularla çalışır. Bununla birlikte, konuya değil kişinin kendisine hizmet verdiğinin de farkındadır. Bunları yaparken de yönlendirme, akıl verme, rehberlik etme gibi araçlardan ziyade kişinin içsel mekanizmalarını aktive ederek kendisine yönelttiği soruların ve merakın dönüştürücü etkisinden faydalanır. Böylesine bir süreci yöneten bir koç, elbette ki sistematik ve disiplinli bir eğitimden geçmiş olan koçtur ve sınırlarını çok iyi bilmektedir. Fakat bu çerçeve başkaları tarafından çok iyi bilinmediğinden en çok tepki ruh sağlığının demirbaşı olan terapistlerden gelmektedir. Aslında koçluk dediğimiz şey, burada her ne kadar kurumsal ve bireysel hayattaki dönüştürücü etkisini pek fazla irdeleyemeyecek olsak da ruh-zihin-beden bütünlüğü olan, psikolojik işlevselliğinde inkıta olmayan, Maslow Piramidi’nin diğer basamaklarını tamamlamış ve artık “kendini realize etme” basamağında olan kişilerle çalışır. Yani piramitteki alt basamaklar olan fiziksel ve duygusal ihtiyaçları karşılanmış kişilerle iş birliği yapar. Terapistlerin de Maslow Piramidindeki kendini gerçekleştirme basamağına gelene kadarki kısımlardan yara almış ve kendini iyileştirme konusunda işlevini kaybetmiş kişilerle çalıştığını düşünürsek, bir koç bu kişilerle çalışmadığı gibi bu alanları seansta aktive de etmez. Şimdi ve buradan başlayarak kişinin potansiyelini ve kendinden beklentilerini merkeze alır. Terapinin aksine tedavi etmez. Bir terapist yoğun olarak “geçmiş, neden” ile ilgilenirken bir koç “gelecek, nasıl” ile ilgilenir. Bugün geçmişteki ne beni bu kadar etkiliyor yerine, bugünkü ben geleceğimi nasıl inşa edere odaklanır. Zaten koçlar olarak seans esnasında kişinin çok fazla geçmişten bahsettiğini ve bize getirdiği konuyu seans içerisinde çalıştıramadığımızı fark ediyorsak o noktadan sonra yapmamız gereken, koçiye bize getirdiği konu dışında bir terapistle çalışmasını gerektirecek bir sorunu olduğunu düşünüyor mu ve o yönden bir destek almaya ihtiyaç duyuyor mu diye sorup kendisiyle işbirliğini ona göre yürütmek olacaktır. Çünkü terapi süreci bireyin bütünselliğini ve işlevselliğini bozan şeylerin keşfiyken, koçluk kendini bütün hisseden bir bireyin potansiyelini maksimize ederken neler yapabileceğiyle ilgili hedef ve somut adımların keşfiyle ilgili bir süreçtir. Umuyorum ki bir koç ne yapar ve terapi ile farkı nelerdir gibi konular netleşmiştir.
Bir Terapist Koç Olursa…
Burada akıllara “Bir terapist bir koçun yaptığını yapamaz mı?” şeklinde bir soru gelecektir ve bu soruya cevap vermeden önce birkaç noktaya değinmemiz gerekir. Koçluğun ortaya çıkışının olası birkaç nedeni vardır:
1) Bilimsel devrim ile değişen insan merkezli (hümanist) bakışın her alana yayılması ve koçluğun ortaya çıktığı yıllarda da tarihsel olarak bu değişikliğin etkilerini yoğun bir şekilde görüyor olmak.
2) Tam da koç, mentör ve lider gibi kavramların ortaya çıktığı yıllarda sürü ve “society” (toplum) canlısı olan insanın, tarihte hiç olmadığı kadar bireyselleşmesi ve bunun getirdiği yalnızlaşmadan ötürü bir yârene, eşlikçiye, yol arkadaşına, “advisor”a (akıl hocası) ve rehbere duyduğu ihtiyacın artması.
3) Ruh sağlığının akademik bir disiplin ve sektör olarak çoğunlukla “sorun” ve sağlıksız birey odaklı yaklaşımı.
Bu zanlardan yola çıkarak, eğer ki kişinin günlük yaşantısının kalitesini artırmak da o zamanlarda ruh sağlığının ayrılmaz bir parçası olarak görülseydi zaten koçluk mesleğine ihtiyaç duyulmamış ve böyle bir meslek de ortaya çıkmamış olacaktı. Fakat durum böyle olmadığından, bugün geldiğimiz noktada koçluk artık bu açığı kapatmaktadır ve süreç içerisinde de bir meslek olarak çok iyi organize edilmiş, sistemi ve ilkeleri belirlenmiş olduğu için kişi her ne kadar terapist de olsa ICF tarafından belirlenen etik kural ve yetkinliklere hâkim olabilmek ve koçluğun nasıl bir mekanizması olduğunu anlamak için bir koçluk eğitimi sürecinden geçtikten sonra bu alanda çalışmaya başlamalıdır. Âmiyane tabirle, terapistlerin aldığı eğitimler ve ruh sağlığına bakışı nedeniyle onlar için atı alan üsküdarı geçmiş ve tren çoktan kalkmıştır… Tekrar altını çizmek gerekirse, bu gerekliliğin sebebi zamanında doldurulmamış bir açığın koçluk diye bir mesleğin ortaya çıkmasına sebebiyet vermiş olması ve bu mesleğin de artık günümüzde çok iyi yapılandırılmış bir noktaya gelerek fazlasıyla iyi bir şekilde o açığı dolduruyor olmasıdır. Bu nedenle koçluğun, terapist ve benzeri ruh sağlıkçılarının çalışma alanından oldukça farklı bir çalışma alanı vardır. Bir koç terapistin alanına girmediği gibi, bir terapist de koçun alanına giremez duruma gelmiştir. Öncelikle koçluk ekosisteminin içine dahil olunması gerekmektedir. Koçluk yaklaşımının ve bu sistemin nasıl çalıştığını bilmeyen kişilerin, bu gereklilikleri anlaması zor olacağından ötürü en başta terapistlerin, kendi mesleklerini icra edebilmelerinin ilk aşaması olan “ön yargıdan arınmış” olmayı, konu başka alanlara geldiğinde de benimsemeleri koçluğun ne işe yaradığını tam olarak anlayabilmelerini sağlayacaktır. Eğer ki buraya kadar anlattığımız gibi bir serüven olmasaydı, elbette ki bir terapist bir koçun yaptığı işi yapabilir konumdaydı.
Koçluğun Bugünü ve Olması Gereken Yarınlar
Buraya kadar anlatılanlardan sonra, son olarak koçluk eğitimleriyle ilgili bir sorundan bahsederek yazıyı tamamlamak isterim. Bir koçun, insanla ilgili psikolojik ve fizyolojik bilgiye hâkim olmasının seans içerisinde daha isabetli analiz yapmasını destekleyeceğini öngörmek pek zor değildir. Bu durum da, koçların daha güçlü sorular sormasını sağlayacağından ötürü koçluk seanslarının ve kişinin kendini keşfinin çok daha verimli bir şekilde gerçekleşmesini beraberinde getirir. Hatta koçluğa başvuran kişinin terapiste mi yoksa bir koça mı ihtiyacı olduğunu anlama konusunda da edindiği bilimsel bilgiler kendisine yardımcı olacaktır. Maalesef ki, koçluğun kendi içindeki eksikliklerinden biri, kendini güncelleme konusundaki gecikmişliği ve güncel psikoloji/nörobilim yaklaşımlarından uzak kalmasıdır. Koçluğun lisans eğitimi diyebileceğimiz Level 2 eğitimlerinin içeriğini derinleştirmek, zenginleştirmek ve disiplinlerarası bir müfredatı benimsemek gerekmektedir. Ne yazık ki birçok Level 2 eğitiminin içeriği de bu multidisiplinerlikten yoksundur. Koçluk, biz vâr olduğumuz sürece ihtiyaç duyulacak bir bakış ve ilişki metodudur. Bu nedenle insana dair bilgimiz artıkça bu bilgileri koçluk mesleğine de entegre etmeliyiz. Kişinin kendini bir önceki günden daha iyiye taşıması üzerine inşa edilmiş bir meslek olan koçluğun, kullandığı teknikler ve koçluğun işleyişiyle ilgili de bu daha iyiye taşınma ihtiyacını faaliyete geçirmesi, koçluk sisteminin çalışır olmaya devam edebilmesi için gereklidir. Her zaman söylediğimiz gibi, koçluk koçluktan büyüktür ve bunun sürdürülebilirliği için bahsedilen değişikliklere gidilmesi elzemdir.
Kaynakça:
Kazazoğlu, O., “Koçluk Sürecine İletişimin Etkisi Üzerine Bir Çalışma”, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, 2009), s. 9.
Hizmet Pazarlamasına Giren Yeni Ürün: Koçluk, Gazi Kitabevi, 2022
Whitmore, Sir John, Performans için Koçluk, 2017
