Baharı Bekleyen Tomurcuk Olmak: Ertelemecilik

Son yıllarda şekillenen evrensel kültürle birlikte insanlık olarak sıkıntı çektiğimiz bazı evrensel sorunlar da var. Bunlardan bize en çok ket vuranı belki de erteleme davranışı, bazılarımız için alışkanlığı, bazılarımız için bitmeyen bir döngü. 

Erteleme davranışı, diğer bir tanımlamayla savsaklama, kişinin stres düzeyini ve endişe duygularını arttıran, uzun vadede öz güvensizliğe ve pek çok olumsuz duyguya dönüşebilen bir davranıştır ve ortaya çıkmasının çeşitli nedenleri vardır.

Mükemmeliyetçilik

Mükemmeliyetçilik, her konuda olduğu gibi erteleme konusunda da karşımıza çıkan temel kavramlardan biridir. Bu durum, bir işe başlamadan önce veya sonra kişinin gerektiğinden fazla detayı düşünmeye çalışması ve kendi kaygı düzeyini arttırması sonucunda “yeter” noktasına gelmesi, stres-kaygı-aşırı düşünme döngüsüne girmesi nedeniyle bir türlü adım atamamasıdır. Mükemmelin iyinin düşmanı olması, “mükemmel olmuyorsa hiç olmasın” fikri çoğu zaman bir erteleme davranışına sebebiyet verebilir. Tamamen yapamadığımız bir işi tamamen terk etmek zorunda olmadığımızın farkına varmak, bu konuda bir adım atmayı sağlayabilir.

İsteksizlik

Bir işe karşı isteksizlik tükenmeye olduğu gibi erteleme davranışına da sebebiyet verebilir. Bazı durumlarda kişi çok istekli olduğu bir konuda da erteleme davranışı sergileyebilir. Bazen de ona hitap etmeyen ve istekleriyle örtüşmeyen bir işle meşgul olmaya çalışmak da erteleme davranışını beraberinde getirebilir. Bu nedenle, ertelemekten ötürü şikayet edilen iş gerçekten “benim” işim mi diye gözden geçirmek farklı bir kapının kilidini açacaktır.

Bir Koltukta İki Karpuz

Erteleme davranışını en çok besleyen sebeplerden biri, anlaşıldığı üzere, aynı anda birçok işle ilgilenmeye çalışmaktır. Fakat sanılanın aksine aynı anda, beyindeki aynı devreleri çalıştıran çeşitli işlerle uğraşmak, yani “multitasking” olmaya çalışmak insanın doğasında olmayan bir beceridir. Bunun için yapılması gerekenleri parçalara ayırarak “parçala, böl, yönet” şeklinde adım adım ilerlemek verimliliği arttıracaktır. Unutmayalım ki, binlerce kilometrelik bir yolculuk bile tek bir adımla başlar.

Hazır Olmayı Beklemek

Ertelemeyle ilgili belki de en can alıcı kısım ertelediğimiz işle ilgili sürekli hazır ve iyi hissetmenin cazibesine kapılmayı beklememizden kaynaklanır. Aslında bir işi yapmak için her zaman şartların “tam, eksiksiz” olması ve illa canımızın istediği zamanları kovalamamız gerekmez. Yazının başlığında da belirttiğimiz gibi, çiçek açmak için sürekli baharı bekleyen tomurcuk olmak, ertelemenin en yaygın nedenlerinden biridir. Bu noktada en doğru zamanın belki de şu an olabileceğini göz önünde bulundurmak ve o an ne yapabileceğimizle ilgilenmek etkili olabilir.

Öz düzenleme

Öz düzenleme çok geniş bir başlık olabilmekle birlikte; organize olmak, zamanı yönetmek gibi konularla yakından ilişkilidir. Erteleme davranışı bir zaman yönetimi problemi olarak şekillenebilir fakat aynı zamanda bir duygu yönetimi problemi de olabilmektedir. Bu nedenle, öz düzenleme konusu üzerinde çalışmak birçok konuda farkındalık kazanmaya yardımcı olacaktır.

Erteleme konusu her yönüyle çok geniş ve gittikçe derinleşen bir araştırma alanıdır ve bu araştırmalar çok farklı uzmanlığa sahip insanlar tarafından yapılmaktadır. Bu nedenle bu davranışın çok çeşitli ve farklı dinamiklerde sebepleri ortaya çıkmaktadır. Bir örnek verecek olursak; kişi kronik bir kaybetme korkusu yaşıyordur ve erteleme davranışıyla kendini sabote ederek elde edebileceği başarılardan kaçıyordur, çünkü elde edeceği başarıyı da kaybedeceği şeylerden biri olarak görüyor olabilir. Özetle, erteleme davranışı verilen örnekteki gibi sanılandan daha kompleks bir yapıya sahiptir ve burada anlatılanlar bu karmaşık olabilecek arka plandan ötürü yeterli olmayabilir. Bununla birlikte, etkili olabilecek bazı çözümler de vardır.

Değişim için Stratejiler

  • Bir örnek üzerinden bu konuda yapabileceklerimize biraz daha yakından bakalım. Farz edelim ki bitirmeniz gereken bir iş var ve o işi erteleyerek son güne bıraktınız. O gün “keşke zamanında başlasaydım” pişmanlığını yaşadığınız oldu mu? Muhtemeldir ki bunun gibi “keşke” anlarını hepimiz yaşıyoruz. Bu keşke anından gelmek istediğim nokta “zamanda yolculuk”yapmak. Biraz daha açacak olursak, diyelim ki 1 hafta sonra teslim etmeniz gereken bir proje var ve henüz aksiyona geçmemişsiniz. Düşünün ki, projeden 1 gün önce geçen 6 gündür hiçbir şey yapmamışsınız. Bu duruma çoğu zaman “keşke başlasaydım” düşünceleri eşlik eder. Bu keşke başlasaydım aslında “keşke 6 günüm daha olsaydı” pişmanlığıdır ve siz gerçekten proje teslimine 1 hafta kala gelecekteki kendinize yolculuk edip bu muhakemeyi yaparsanız, zaten ihtiyacınız olan 1 hafta o an size verilmiş olacak. Çünkü siz birkaç gün sonra yaşayacağınız pişmanlığı bu “zihinsel yolculuk” ile hissetmiş, o gün geldiğinde ne düşüneceğinizi öngörmüş ve aksiyon almak için zaten yeterli bir süreye sahip olmuş olacaksınız. Böylelikle, savsaklamanın sizden götürdüklerinin, size vereceği zararın ya da bunu yapmamanın size kazandıracakları arasında bir netlik kazanmış olacaksınız. Bu netlik beraberinde ihtiyacınız olan motivasyon ve istikrarı da getirebilir.
  • Bir işi sebepsiz yere ertelemek üzere olduğunuz an hissettiğiniz duygular ve aklınızdan geçen düşünceleri zamanla tespit edip bunları bir “hatırlatıcı” olarak belirleyebilirsiniz. Bu “hatırlatıcıları” gördüğünüzde, zaten o duygu ve düşüncelere aşina olduğunuz için hemen durumun farkına varıp “sizce” işe yarayan çözümlerinizi uygulamaya geçirebilirsiniz. Bir kere başladığınızda ve gitme/bırakma duyguları geldiğinde yelkenleri suya indirmek yerine kararlılık gösterdiğinizde, durumun sandığınız kadar karmaşık olmadığını ve devam edebileceğinizi kendinize göstermiş olursunuz.
  • Her zaman olduğu gibi, bu konuda da kendimizi tanımak bize yol gösterecektir. Örneğin dikkati dağınık biriyseniz önce çevrenizdeki dikkat dağıtıcı unsurları minimize etmeye çalışmak da etkili bir yöntem olacaktır. İnternette vakit geçirme alışkanlığınız varsa orada hiçbir şeyin “sadece 2 dakika” sürmeyeceğinin farkına varmak, öz düzenleme konusunda size yardımcı olacaktır. Kesin kararlar almamak, kendimize katı kurallar koymamak, parçala-böl-yönet ile ilerlemek önemli adımlardan birkaçıdır.
  • Bu stratejiler çoğaltılabilmekle birlikte, genelgeçer bilgilerin yanı sıra bu davranışı neden yaptığınızla ilgili kendinizle yaptığınız bir istişare etkili olabilir. Böylelikle kişiyi uzun vadede oldukça sıkıntıya sokan bu davranışı minimize etme gayretinde olmak, hepimizin kendine gizliden gizliye vadettiği “ideal kimliğine” ulaşmasında yardımcı olacaktır.

ilk Yayın: Şubat, 2024 – AçıkBeyin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pioner Ajans tarafından tasarlandı.