Farkındalık, uzun süredir hayatımızda olan ve hala popülerliğini koruyan bir terim. Fakat son zamanlarda bazılarımız için “farkındalık neyimize yetmedi de bir de bilinçlisi çıktı” dedirten yeni bir kavram gündemimize girdi. Mindfulness diğer bir deyişle Bilinçli Farkındalık, farkındalıktan biraz daha farklı bir deneyimi ifade ediyor. Bu farkı şöyle açıklayabiliriz: Gündelik hayatımızda denk geldiğimiz bir olayı veya duyduğumuz bir konuşmayı düşünelim. Bu denk gelme ve duymaya bunları fark etmek diyecek olursak; duyduğumuz bir şeyi dinlemeye, dinlediklerimizi içselleştirmeye ve dikkatimizi bilinçli bir şekilde o hikayeye vermemize bilinçli farkındalık diyebiliriz. Yani bu örnekten yola çıktığımızda, zaten fark ettiğimiz ve duyduğumuz bir konuşmaya dikkatimizi yoğunlaştırdığımız ve “bir başka” dinlemeye başladığımız durumun adı bilinçli farkındalıktır. Bilinçli Farkındalık kavramının bir ihtiyaçtan çıktığını düşünecek olursak, yaşadığımız sorunlar karşısında çözümsel bir rolü olması da muhtemeldir.
Bilinçli Farkındalığın “Bugünkü” Sorunlarımızdaki Yardımcı Rolü
Tükenmişlik
Günümüzde hızla artan depresyon hastalığının belki de gelişinin ayak seslerini oluşturan tükenmişlik hissine neden olan birçok sebepten biri durmak ve yavaşlamakta zorluk çekmektir. Durma ve yavaşlama ihtiyacımızı gözardı ettiğimizde; doğru kararlar verememek, dinlenmiş hissedememek, geçmeyen huzursuzluk gibi sorunlarla karşılaşırız ve bu da uzun vadede kronik bir tükenmişliğin ön hazırlığını yapar. Mindfulness dediğimiz deneyim de tam olarak burada yardımcı bir rol üstlenir çünkü mindfulness esasen hayatımızda olmakta olan ne varsa biraz hızımızı düşürüp uyaranları azaltarak olan biteni görünür kılmamızı, kendimizle temas kurmamızı sağlar. Bu da, tükenmişliğe neden olan “duramama” sorunumuza etkili bir çözüm sunar. Bu noktada mindfulness’ın hayatın veya duyguların “olumlamasını” yapmak değil, kendimizle temasımızı artırmakla ilişkili bir hâl olduğunu hatırlamak iyi olabilir. Hayatımızda olan bitenlerle temasa geçtiğimizde hem kendimizle hem hayatımızdaki konumumuzla ilgili algımız genişler ve derinleşir. Kendisiyle ve hayatındaki konumuyla ilgili algısı başkalaşan kişi, elbette ki az evvel saydığımız dinlenmiş hissedememe ve geçmeyen huzursuzluğun farkına vararak sorunlarını anlamlandırma ve olası çözümler üretme kapasitesini artırır. Mindfulness’ın buradaki işlevselliği, kendinizle ve hayatınızla olan teması kurmanızı sağlayarak tükenmişlik gibi uzun vadede sıkıntı verebilecek “alarmları” henüz kritik bir noktada değilken fark etmenizi ve bu sıkıntıları minimize etmenizde yardımcı olmasıdır.
Dikkat Dağınıklığı
Çoğu zaman kendimizle ilgili memnuniyetsiz bir durumun içindeyken kendimize şefkatli bir iç sesle değil eleştirel bir sesle yaklaşırız ve nasıl yapabileceğimizden ziyade neden yapamıyor olduğumuzla ilgili döngüsel ve çoğu zaman çözüme varmayan süreçlerden geçeriz. Bunu yaptığımız anlardan biri, dikkatimizin dağınık olduğu ve bir türlü toparlayamadığımız anlar olabilir. Aşina olduğumuz üzere, hepimizin hayatını irili ufaklı etkileyecek düzeyde bir “dikkat dağınıklığı” var. Fakat bu noktada hem bir gerçeği hatırlama açısından hem de bir işe konsantre olamamak ve zihnimizi toparlayamamakla ilgili içimizdeki eleştirel sesimizi daha şefkatli bir noktaya çekme açısından; zihnimizin yapısı gereği uçuşmaya, dikkatimizin de dağılmaya “toplu” olmaktan daha meyilli olduğunu hatırlayabiliriz. Bir de üstüne dikkatimizin sadece dağılan değil yaşadığımız çağ dolayısıyla çalınan da bir noktada olduğunu düşünürsek, bu konudaki karın ağrılarımızın artması ve bundan ötürü yaşadığımız sıkıntılar oldukça normaldir. Mindfulness’ın bu noktadaki yardımcı rolü, tükenmişlikle ilgili olan kısımda da bahsettiğimiz üzere, durma ihtiyacımıza kestirme bir çözüm sunuyor olmasıdır ve dikkatin toplu olması durabilme becerisiyle yakından ilişkilidir. Bu noktada aksiyon almak biraz bireysel bir süreç olacaktır çünkü mindfulness esasen kavramsal değil deneyimsel bir olgudur. Bu nedenle sürekli uçuşmakta olan bir zihnimiz olduğunu ve bir de üstüne 21. yüzyıl ile yaşadığımız evrensel bir sıkıntı olan dikkat dağınıklığımızı göz önünde bulundurarak, bu yaramıza merhem olabilecek bazı alışkanlıklara hayatımızda yer açabiliriz. Unutmayalım ki, eylemlerin az ama devamlı olanının makbul olması istikrarın dönüştürücü etkisinde saklıdır ve gün içerisinde az da olsa vakit ayrılan “durma” egzersizlerinin uzun vadedeki etkileri bir taşta birçok kuş vurarak yaşadığımız sorunlara etkili bir çözüm sunacaktır.
Mindfulness ile ilgili hem kadimden ilhamla hem de nörobilimsel yaklaşımlar doğrultusunda söylenebilecek çok fazla çıkarım olduğundan, mindfulness’ın “farkındalıklarla dolu” bir yaşamı sağlamak değil kendimizle kopan bağları güçlendirmek için bir sürü araçtan yalnızca biri olduğu notunu da düşebiliriz. Mindfulness’ı bir şeyleri boş vermekte olduğumuzdan ötürü ödediğimiz bedellere dur demek ve birtakım çözüm stratejileri geliştirmek için bir araç olarak görmek, olmamız gereken “vasatlığı” sağlamakta bizlere yardımcı olacaktır. Nazım Hikmet’in de dediği gibi; “Yaşamak şakaya gelmez!”
Kaynakça:
Atalay, Zümra, Mindfulness, 2019
Siegel, Ronald, Mindfulness: Günlük Sorunlar için Çözümler, 2023
Zinn, Jon Kabat, Yeni Başlayanlar İçin Farkındalık, 2019
ilk Yayın: AçıkBeyin – Ekim / 2024
